Propolis çok eski çaglarda ilk kez Yunanlilar tarafindan kesfedilerek dogal bir antibiyotik olarak kullanilmistsr.
Yasadigimiz yüzyilda bu degerli ürünün antibakteriyel, antifungal, antiviral özellikleri yan?nda antiinflamatuar, antiülser, lokal anestezik, antitümör, bagisiklik uyarici gibi biyolojik aktivite özelligi göstermesi; tip,apiterapi, beslenme ve biyokozmetik alan?nda kullanimini yayginlastirmistir.
Propolisin yapisinda bulunan ve büyük önem tasiyan flavonoidler ve terpenler oldukça kuvvetli antioksidan, antisteril etkili birle?iklerdir. Özellikle flavonoidlerin kalp damar sistemi üzerine olumlu etkileri oldu?u, kan dolasimini düzenledigi, kilcal damar çatlamalai?n? azalttigini, mide mukozas?n? ülsere karii korudugu, mide yaralarin? küçülttügü, iç salgi sistemini düzenledigi ve halsizlige karsi olumlu etkileri oldugu belirlenmistir.
Bir çok kaynakta propolisin düzenli ve sürekli alinmasi durumunda sindirim, solunum ve dolasim sisteminde ve tüm vücuttaki hastalik etmenlerine karsu etkin bir savunma gerçeklestirildigi bildiriglerine de rastlanmaktadir. Sentetik antibiyotiklerin aksine uzun süre propolis kullan?m? zararl? bakterilerde direnç olu?turmamakta, yararli bakterileri de olumsuz etkilememektedir.
Propolis preperatlarin bir çok bakteri üzerine genis spektrumlu antibiyotik özelligi gösterdigi bir çok arastirmaci tarafindan kabul edilmektedir. Propolisin insanlar üzerinde olumlu etkisini gösterdigi hastaliklar; beriberi, deri ülseri, agiz yaralari, dis agi?si, burun iltihab?, mide ülseri, böbrek bozukluklar? ?YE iyi huylu tümör, kist, damar sertli?i, diabet, kemik erimesi, kiriklarin kaynamasi, sedef, sinir ucu iltihabi, sivilce, egzama, vajinal ve rahim iltihaplanmasi, seker hastaligi, nefes darligi, çesitli yaralar, cilt kanseri, menopoz dönemi kemik erimesi, ast?m, bronsit, romatizmal agrilar, tiberküloz, mikrobik rahatsizliklar, parkinson, hemeroid, akci?er kanseri, grip, uçuklar, gastrit, oniki parmak ülseri, orta kulak iltihab?, ÜSYE, ba? a?r?s?, güne? yan?kl???, akne olarak siralanabilir.
Propolisin tibbi alanda kullanim? çok eski çaglara uzanir. Propolisin vazelinle karsitirilarak, hazirlanan merhemlerin Boer sava?lar? arasinda kullanildigi, yaralari iyilestirdigi belirtilmektedir. Propolis M?s?r Uygarlinda ölülerin mumyalanmasinda kullan?lirdi. Hipokrat propolisin deri ülserlerinin ve sindirim sisteminin tedavisinde kullan?ld???n? söylemistir.
Anadolu'da da geleneksel olarak insanlarda ve çiftlik hayvanlar?nda ayak ve deri problemlerinde, yaralar?n iyilestirilmesinde, çibanlarda kullanildigi bildirilmektedir. Yapilan klinik arastirmalar sonucu çesitli antibiyotiklerle birlikte propolis kullanildiginda sinerjik etki gösterdigi antibiyotik etkinin 10-100 kat arttigi ileri sürülmüstür.
Propolisin oldukça güçlü bir anestezik özelli?i vard?r ki kokayinden 10 kat daha güçlü oldugu kabul edilir. Bu nedenle Rusya'da uzun zamandir di? hekimli?inde anastezik olarak önerildi?i ve kullan?ld??? bilinmektedir.
Propolisin baz? kanser türlerinde kullanimi yapisindaki cynamic asit ve terpenoidlerin sitotoksik activitesi ile ilgilidir. Bu yönüyle propolis, ba??rsak, böbrek, meme, burun ve pharynx kanserinde basarili bir sekilde kullan?lmaktad?r. Uruguay men?eyli propolisle yap?lan bir çal??mada meme kanserini yavaslattisinin bulunmasi bu yarg?y? güçlendirmektedir ( Novatny et al, 1999).
Propolisin son zamanlarda yap?lan baz? çal??malarda AIDS in neden oldu?u H?V virüsüne kar?? da etkileri gözlenmi?tir( Harrih et a 1997) . Ancak bu konuda daha fazla ara?t?rmaya ve delile ihtiyaç vard?r.
Propolis bunun d???nda di? minesinin mikro sertli?ini de art?rabilmektedir( Grameliya et al 1999) . ?nsan kullan?m?nda güvenli doz 1,4 mg/kg vücut a??rl???/ gün veya 70 mg/gündür (Burdock, 1998).






















